| |
 |
|
|
| |
|
|
Türkiye'nin elma ve
patates ambarı konumunda bulunan Niğde, İç Anadolu
bölgesinin şirin bir kentidir.
Hitler devrinde Niğde
bölgesi “Nakita” isimli bir yerleşme merkeziydi. Zayıf bir
rivâyete göre de Niğde ismi, ilk çağ isimlerinden “Cadyna”dan
gelmektedir. İslâm müelliflerinin eserlerinde ise Niğde için “Nekidâ”,
“Nekide” olarak bahsedilir. Bu kelime zamanla “Nikede” şeklinde
telaffuz edilmiş, Selçuklular bu şehre “Nigde” (Niğde) ismini
koymuşlardır.
Selçuklu Türkleri
Niğde’yi feth ettiklerinde burası küçük bir köy idi.
Selçuklular bu köyü imar ederek, Selçuklu devrinin önemli bir
askerî merkezi hâline getirdiler.
13. yüzyılın
ilk yarısında Türkiye’nin büyük şehirleri arasında yer alan
Niğde, bilahare Konya, Kayseri ve Aksaray yanında ikinci
dereceye düşerek ihtişamını kaybetti.
|
| Niğde Tarihi |
Niğde ilinin bilinen târihi beş bin sene
önceye dayanır. Eski çağlarda Niğde şehrinin bulunduğu yerde
yerleşme merkezi yoktu. Hititler zamânında Niğde, “Nahita”
isimli bir yerleşme merkeziydi. Hitit Devletinin yıkılışı ile bu
bölge, M.Ö. 8. asırda Frikya Devletinin hâkimiyeti altına girdi.
Anadolu’da kurulan Frikya ve sonradan Lidya Devleti, yine iç
karışıklıklar ve bölünme neticesi yıkılınca bu bölge Perslerin
eline geçti.
M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralı İskender, Pers Devletini yenerek
Anadolu ve İran’ı Makedonya İmparatorluğuna kattı. İskender’in
ölümü üzerine bu geniş imparatorluk, komutanları arasında taksim
edilince Anadolu, Selevkos Devletinin payına düştü. Niğde ve
çevresi bir müddet Selevkosların elinde bulunduktan sonra
Kapadokya Krallığının eline geçti. M.S. 1. asırda Kapadokya
Krallığını Roma İmparatorluğu ilhak edince, Niğde ve çevresi
Roma’nın hâkimiyeti altına girdi. M.S. 395 senesinde Roma
İmparatorluğu ikiye bölününce, Niğde ve çevresi Anadolu’nun bir
parçası olarak Doğu Roma (Bizans)nın payına düştü.
Mîlâdî 707 senesinde Emevîler devrinde Niğde ve çevresiİslâm
orduları tarafından feth edildi ve bölgeye “Tavâna” ismi
verildi. Emevîlerin iç isyan, bölücü faaliyetler ve iktidar
kavgaları sebebiyle zayıflaması üzerine Bizans, Niğde ve
çevresini Müslümanlardan geri aldı.
1071 Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu Fâtihi Kutalmışoğlu
Süleyman Şah emrindeki Türk ordusu, bütün Anadolu gibi bu
bölgeyi de Bizanslılardan alarak fethetti (1076). Sultan İkinci
Kılıçarslan burasını yerleşme merkezi hâline getirerek oğlu
Melik Arslan Şaha verdi. Bundan sonra gelişmeye başlayan Niğde
13. asrın ilk yarısında Anadolu’nun büyük şehirlerinden biri
hâline geldi. Sultan İzzeddin Keykâvus ve kardeşi Sultan
Alâaddin Keykubat devrinde bu sultanların emriyle Niğde vâlisi
olan Zeyneddin Beşâre, şehri fevkalâde bir şekilde imâr etti. Bu
târihlerde Niğde Selçuklu Devletinin önemli bir askerî merkezi
(üssü, ser-leşkeri) idi. Zaman zaman Selçuklu Sultanları
Niğde’ye gelip bir müddet otururlardı.
1308 senesinde, Selçuklu Devleti yıkılarak ülke, pekçok
beyliklere bölündü. İlhanlılar, Anadolu genel vâlileriyle bu
bölgelerde hâkimiyetlerini devam ettirmek istediler.
İlhanlıların genel vâlisiyken Orta Anadolu’da istiklâlini îlân
eden Eretnaoğulları, Niğde ve çevresine de hâkim oldular.
Eretnaoğullarının Niğde vâlisi olan Sungur, Niğde’yi geniş
ölçüde îmâr etti.
Tancalı Arap Seyyahı İbn-Battûta 1333’te Niğde’yi ziyâret etmiş
ve eserinde Niğde’yi büyük bir şehir olarak tasvir etmiştir.
Eretnaoğulları ile Karamanoğulları arasında Niğde ve çevresi
ihtilâf konusu oldu. Eretnaoğullarının yerine geçen Kâdı
Burhâneddîn ile Karamanoğulları arasında Niğde ve çevresi için
çekişme devam etti. Kâdı Burhâneddîn’in vefâtından sonra bölgeye
kesin olarak Karamanoğulları hâkim oldular. Karamanoğulları
zamânında da (1365-1476) Niğde gelişmeye devam etti. Niğde,
1341-1365 arasında Eretnaoğulları ve 1365-1476 seneleri arasında
Karamanoğulları idâresinde kalmıştır.
Sultan Yıldırım Bâyezîd Han, Niğde ve çevresini alıp
Karamanoğulları beyliğini ortadan kaldırdı. Yıldırım Bâyezîd’in
Tîmûr’a 1402 Ankara Savaşında yenilişinden sonra, Osmanlıların
büyük gayretleriyle kurulan Anadolu birliği ortadan kalktı.
Birçok Anadolu beyliği gibi Karamanoğulları Beyliği de tekrar
kurularak Niğde’yi ele geçirdi.
1419’da Mısır Memlûk Sultanı Müeyyed’in oğlu İbrâhim, Niğde’yi
aldıysa da muhafaza edemedi ve Niğde yeniden Karamanoğullarının
eline geçti. Niğde ve çevresi, 1470’te Fâtih Sultan Mehmed Hân
devrinde kesin olarak Osmanlı Devletine katıldı. Osmanlı
Devletini yıkmayı ihtiras derecesinde gâye edinen Akkoyunlular
ve Karamanoğulları, ittifak ederek Niğde topraklarına girdiler.
Fâtih Sultan Mehmed Hanın oğlu Şehzâde Mustafa tarafından büyük
bir yenilgiye uğratılıp, doğuya sürüldüler. Aynı sene İshak
Paşa, Niğde’yi Karamanoğullarından geri alarak, Karamanoğulları
Beyliğini kesin bir şekilde târihten sildi. Böylece Anadolu,
Osmanlı idâresinde Fırat veToroslara kadar birleşti.
Osmanlılar devrinde Niğde, 17. asırda Karaman Beylerbeyliğinin
yedi sancağından biri idi. Yirminci asır başlarında ise Niğde,
Konya eyâletinin beş sancağından biriydi. Yedi kazâsı vardı.
Osmanlı devrinde Niğde, zaman zaman isyanlara ve çatışmalara
sahne oldu, bundan zarar gördü ve göçler başladı. Kayseri ve
Konya gelişirken, Niğde iç isyanlarla ikinci derecede bir şehir
durumuna düştü. İsyan eden Abaza Mehmed Paşa, Niğde’yi yağma
etti. Düşman istilâsı görmemiş bir ilimiz olan Niğde Cumhûriyet
devrinde (1923) il merkezi oldu.
1932’de Niğde’den demiryolu geçerek Ankara-Kayseri
istikâmetinden gelen hat, Konya ve Adana istikâmetine giden hat
üzerinde bir istasyon oldu. Niğde’nin güneyinde Ulukışla’da
demiryolu ikiye ayrılmakta biri batıya Ereğli-Karaman-Konya’ya;
diğeri de güneydoğuya Adana ve Mersin’e gitmektedir.
Zikir anmak, Allah'ı
hatırlamak, her sözünde ve her işinde O’nun emirlerine
uymak, yasakladıklarından sakınmak. (Bkz. Tasavvuf) Anma,
anımsama, ezberleme, hatırlama. Söylenmesi tavsiye edilen
hamd, sena ve dua için kullanılan sözler. Bazı alimler
zikri, insana sevap kazandıran her türlü hareket olarak
tarif etmişlerdir.
...Detaylı bilgi için linke
tıklayınız.
|
|
|
Fizikî Yapı
Niğde ili genel olarak bir (bozkır) görünümündedir. İl
topraklarının % 29’u dağlardan, % 41’i platolardan ve 30’u
ovalardan ibârettir.
Dağları: İl topraklarının güney ve güneydoğu kısımlarını Toros
Dağları ve uzantıları kaplar. Güneydeki dağlara “Bolkar Dağları”
denir. En yüksek yeri Medetsiz Tepe 3520 metredir. Aladağlar
Niğde-Adana il sınırında bulunur. Demirkazık Tepesi 3374 m olup,
ilin en yüksek yeridir. Aladağların batısında Pozantı
(Kırkpınar) Dağı bulunur. En yüksek yeri 2703 metredir. Melendiz
Dağlarının en yüksek yeri olan Hasan Dağı 3253 metredir.
Melendiz Dağlarının yamaçları ile güneydoğudaki platolar bitki
örtüsü bakımından zengindir. Ayrıca Kırkpınar Dağı (2689 m),
Karıncalıdağ (2121 m) yüksek yerlerindendir. Büyük ve Küçük
Hasan Dağları volkanik dağlardır.
Ovaları: Niğde ova bakımından zengin sayılır. Misli,Bor ve
Melendiz ovalarında tahıl ekimi yapılır.
Akarsuları: İlin en önemli akarsuyu Melendiz Çayı (Uluırmak)’dır.
Melendiz Dağlarından çıkarak Aksaray Ovasını sular ve Tuz Gölüne
dökülür. Uzandı Deresi, Bor ve Niğde ovalarını sular. (Ecemiş)
Görgün Çayı, Seyhan Baraj Gölüne dökülür. Ulukışla (Çaltı) Suyu,
Karasu (Niğde) Suyu diğer akarsularıdır.
Gölleri: Kartal Gölü, Öküz Gölü, Uyuz Gölü, Acıgöl ve bâzı küçük
çöküntü gölleriyle 3 baraj gölü vardır. Gebre Barajı Gölü;
Uzandı Deresi üzerinde kurulmuştur. 350 milyon m3 su biriktirir
ve sulamada kullanılır. Gümüşler Baraj Gölü; Gümüşler Deresi
üzerinde kurulmuştur. Akkaya Baraj Gölü: Tabakhâne Deresi
üzerinde kurulmuştur.
İklim ve Bitki Örtüsü
İklimi: Niğde ilinde sert kara iklimi hüküm sürer. Yazlar sıcak
ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlı geçer. Senenin 100 günü
0°C’nin altında seyreder. Senede 15 gün kar yağışlı geçip,
ekseriya toprak 30 gün 30 cm karla örtülü kalır. Yazın 30 gün
sıcaklık +30°C’nin üstünde geçer. Yıllık yağış ortalaması 350 mm
civârındadır.
Bitki örtüsü: İl toprakları genel olarak bozkır görünümündedir.
Orman varlığı çok azdır. İl topraklarının % 1,7’sini teşkil
eder, fundalıklarla birlikte yüzde 3’e yükselir. İl
topraklarının % 50’si ekili-dikili alanlar olup, buğday
tarlaları, elma bahçeleri ve üzüm bağlarından; % 37’si çayır ve
mer’alardan ibârettir. Geri kalanını ise, ekime müsait olmayan
topraklar teşkil eder.
Zikir anmak, Allah'ı
hatırlamak, her sözünde ve her işinde O’nun emirlerine
uymak, yasakladıklarından sakınmak. (Bkz. Tasavvuf) Anma,
anımsama, ezberleme, hatırlama. Söylenmesi tavsiye edilen
hamd, sena ve dua için kullanılan sözler. Bazı alimler
zikri, insana sevap kazandıran her türlü hareket olarak
tarif etmişlerdir.
...Detaylı bilgi için linke
tıklayınız.
|
| Niğde İlçeleri |
Niğde’nin biri merkez olmak üzere altı
ilçesi vardır.
Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 142.785 olup, 55.035’i
ilçe merkezinde, 87.750’si köylerde yaşamaktadır. Merkez
bucağına bağlı 36, Yeşilgölcük bucağına bağlı 9 köyü vardır.
Yüzölçümü 1751 km2 olup, nüfus yoğunluğu 81’dir. İlçe toprakları
orta yükseklikteki dalgalı düzlüklerden meydana gelir.
Güneydoğusunda Pozantı Dağı, kuzeybatısında Melendiz Dağı yer
alır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri elma,
fasulye, buğday, arpa, üzüm, patates ve soğandır. Misket elması
meşhurdur. Türkiye’nin en iyi cins “Dermason” fasulyesi burada
yetişir. İri taneli, yumuşak ve lezzetlidir. Hayvancılık
gelişmiştir. En çok koyun beslenir. Hayvancılığa bağlı olarak
sepicilik, dokumacılık, keçecilik, kundura yapımı, halıcılık
geleneksel el san’atlarıdır. Un, iplik, dokuma ve meyve suyu
fabrikaları başlıca sanâyi kuruluşlarıdır.
İlçe merkezi, Kızılcasu Vâdisinin batısında düzlük bir alanda
kurulmuştur. Kayseri’yi Adana’ya ve İçel’e bağlayan kara ve
demiryolu ilçeden geçer. İlçe faal bir ticâret merkezidir. Elma
bahçeleri ve bağları meşhurdur. Belediyesi cumhûriyetten önce
kurulmuştur.
Altunhisar: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 22.732 olup, 4199’u
ilçe merkezinde, 18.533’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına
bağlı 5 köyü vardır. Yüzölçümü 581 km2 olup, nüfus yoğunluğu
39’dur. İlçe toprakları orta yükseklikte dalgalı düzlüklerden
meydana gelir. Kuzeydoğusunda Melendiz Dağı yer alır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri patates,
tahıl, şekerpancarı ve elmadır. İlçe merkezi Melendiz Dağı
eteklerinde kurulmuştur. Bor ilçesine bağlı bir bucak
merkeziyken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.
Bor: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 53.133 olup, 24.556’sı
ilçe merkezinde, 28.577’si köylerde yaşamaktadır. Merkez
bucağına bağlı 7, Kemerhisar bucağına bağlı 16 köyü vardır.
Yüzölçümü 1354 km2 olup, nüfus yoğunluğu 39’dur. İlçe
topraklarının büyük bölümü Obruk Platosunda yer alır. Doğu,
kuzey ve güneydoğusu dağlıktır. Doğusu Aladağlar, kuzeyi ise
Hasan ve Melendiz dağları ile çevrilidir. Başlıca akarsuyu
Küçüköz Deresidir. Bor Ovası, Ereğli Ovasının devamıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri tahıl, nohut,
patates, soğan, fasulye ve şekerpancarıdır. Sebze ve meyvecilik
yaygın olarak yapılır. Vâdi boylarında meşhur Niğde elması
yetiştirilir. Hayvancılık ekonomik açıdan önemli gelir
kaynağıdır. Şeker fabrikası, yem ve tuğla-kiremit fabrikaları,
dokuma ve metal eşyâ atölyeleri başlıca sanâyi kuruluşlarıdır.
Orduya âit bir araç-gereç fabrikası vardır. Köylerde halı ve
keçe dokunur.
İlçe merkezi, Melendiz Dağlarının doğusunda yüksek bir tepenin
güneydoğu yamaçlarında kurulmuştur. Ulukışla-Niğde-Kayseri
demiryolu ilçeden geçer. Niğde’yi Ankara-Adana yoluna bağlayan
karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 10 km mesâfededir.
Belediyesi 1890’da kurulmuştur.
Çamardı: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 21.432 olup, 5179’u
ilçe merkezinde, 16.253’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına
bağlı 20 köyü vardır. Yüzölçümü 1204 km2 olup, nüfus yoğunluğu
18’dir. İlçe toprakları dağlıktır. Orta Torosların uzantısı olan
Aladağlar ilçe topraklarının tamâmını kaplar. En yüksek noktası
Demirkazık Tepesi olup 3756 metredir. Başlıca akarsuyu Ecemiş
Çayıdır. İlçede düzlükler yok denecek kadar azdır.
Ekonomisi hayvancılığa dayanır. Tarım sınırlı ölçüde yapılır.
Başlıca tarım ürünleri tahıl ve baklagillerdir. Meyvecilik
yaygın olarak yapılır, en çok elma yetiştirilir. İlçe
topraklarında demir, çinko, kurşunlu çinko, antimon yatakları
vardır. Bu mâdenler özel ve kamu kuruluşları tarafından
işletilir.
İlçe merkezi, Demirkazık Tepesinin eteklerinde dar bir vâdide
kurulmuştur. İl merkezine 69 km mesâfededir. Denizden yüksekliği
1250 metredir. Halk yazın havası çok güzel olan Üç Kapılı
Yaylasına çıkar. Eski ismi Bereketli Mâden’dir. 1948’de ilçe
olan Çamardı’nın belediyesi 1927’de kurulmuştur.
Çiftlik: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 36.345 olup, 2772’si
ilçe merkezinde, 33.573’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına
bağlı 11 köyü vardır. Yüzölçümü 919 km2 olup, nüfus yoğunluğu
40’tır. İlçe toprakları orta yükseklikteki dalgalı düzlüklerden
meydana gelir. Güneyinde Melendiz Dağı, güneybatısında Hasan
Dağı yer alır. Başlıca akarsuyu Beyazsu’dur.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri elma,
fasulye, buğday, arpa, üzüm ve patatestir. Hayvancılık
gelişmiştir. En çok koyun beslenir. Sepicilik, dokumacılık,
keçecilik, halıcılık başlıca el sanatlarıdır. İlçe merkezi
Beyazsu Deresi kıyısında kurulmuştur. Merkez ilçeye bağlı
bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.
Ulukışla: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 29.434 olup, 5545’i
ilçe merkezinde, 23.889’u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına
bağlı 24, Çiftehan bucağına bağlı 12 köyü vardır. Yüzölçümü 1503
km2 olup, nüfus yoğunluğu 20’dir. İlçe toprakları dağlıktır.
Güneyinde Bolkar Dağları, yer alır. Başlıca akarsuyu Çiftehan
Çayıdır. Dağların yüksek kesimlerinde köknar, kızılçam, sedir ve
karaçam ormanları vardır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri, elma, arpa,
patates, buğday, üzüm ve şekerpancarıdır. Hayvancılık ekonomik
açıdan önemli gelir kaynağıdır. Tuğla ve kiremit fabrikaları
başlıca sanâyi kuruluşlarıdır. İlçe topraklarında altın, gümüş,
çinko, demir, jips ve kurşun-çinko yatakları vardır.
İlçe merkezi Çiftehan Çayı Vâdisinde kurulmuştur. Eski ismi
Şücâeddîn idi. İlçe merkezi karayollarının kavşak noktası
yakınındadır. Kayseri’den gelen
karayolu Ankara-Adana yolu ile ilçenin 5 km doğusunda birleşir.
İl merkezine 62 km mesâfededir. Denizden yüksekliği 1426
metredir. Belediyesi Cumhûriyetten önce kurulmuştur.
Zikir anmak, Allah'ı
hatırlamak, her sözünde ve her işinde O’nun emirlerine
uymak, yasakladıklarından sakınmak. (Bkz. Tasavvuf) Anma,
anımsama, ezberleme, hatırlama. Söylenmesi tavsiye edilen
hamd, sena ve dua için kullanılan sözler. Bazı alimler
zikri, insana sevap kazandıran her türlü hareket olarak
tarif etmişlerdir.
...Detaylı bilgi için linke
tıklayınız.
|
| Niğde Ekonomik Yapısı |
Niğde ilinin ekonomisi tarıma dayanır.
Faal nüfûsun % 70’i tarımla geçinir. Sanâyileşme son senelerde
gelişmeye başlamıştır.
Tarım: Niğde ili Anadolu’nun buğday ambarı sayılan 10 il
arasında yer alır. Türkiye’de en çok elma bu ilde yetişir.
Bunlara ilâveten baklagiller, ayçiçeği, patates, buğday, arpa,
çavdar, fasulye, nohut, sarmısak ve şekerpancarı da yetişir.
Sebzecilik önemli değildir. Fakat meyvecilikte ileri durumdadır.
Bor, Merkez ilçe, Çamardı ve Kemerhisar’da geniş elma bahçeleri
vardır. Misket elması meşhurdur.
Bağcılık da önemli yer tutar. İç Anadolu’da üzüm yetiştirmede en
önde gelen illerdendir. Gübreleme, sulama, modern tarım
araçlarının kullanılması ve ilâçlama hızla artmaktadır. Her
çeşit üründe verim seneden seneye artmaktadır.
Hayvancılık: Küçükbaş hayvancılığı önemlidir. Büyükbaş hayvan
sayısı da artmaktadır.
Ormancılık: Niğde ilinde orman varlığı çok azdır. Orman ve
fundalıklar il topraklarının % 3’ünü kaplar. En çok rastlanan
ağaç türü kayın, meşe, çam, dışbudak ve köknardır. Daha çok
Aladağların eteklerinde olan ormanlar 2400 hektar arâziyi
kaplar. Senede 4 bin m3 sanâyi odunu ile 5 bin ster yakacak odun
elde edilir.
Mâdencilik: Niğde ili mâden bakımından oldukça zengin sayılır.
Başlıca mâden rezervleri demir, çinko, kurşun, civa, volfram,
bakır, kükürt, gümüş, altın, antimon, kaolin ve alçıtaşıdır.
Fakat işletilen mâden yatakları demir, çinko, antimon, kaolin ve
alçıtaşıdır. Azot Sanâyi A.Ş. Ulukışla’daki alçıtaşını işletir.
Senede yaklaşık 100 bin ton alçıtaşı çıkarılmaktadır.
Sanâyi: Niğde ilinde sanâyi 1980 senesinden sonra ve bilhassa
son senelerde gelişmeye başlamıştır. 1964’te 10 kişiden fazla
işçi çalıştıran sanâyi işyeri 3 iken, günümüzde bu sayı 50’yi
aşmıştır.
Başlıca sanâyi kuruluşları; çimento fabrikası, Bor Şeker
Fabrikası, un fabrikaları, peynir-tereyağ fabrikası, Niğde
Meyvesuyu ve Gıdâ Sanâyii A.Ş., beton direk fabrikası, biriket-tuğla
fabrikaları, Ulukışla Alçıtaşı İşletmesi, otomobil yedek parça (rotbaşı,
rotel ve rot çubuğu) îmâl eden fabrika ve Birko Halı Fabrikası.
Ulaşım: Niğde ili İç Anadolu ile Kuzey ve Batı Anadolu’yu güney
ve doğuya bağlayan önemli demiryolu ve karayollarının kavşak
noktasıdır. Ülkemizin dörtyanı ile ulaşım irtibatı vardır.
Demiryolu bakımından, Batı Anadolu’yu doğu ve güney illerimize,
Suriye ve Irak’a bağlayan demiryolunun üzerindedir. Konya-Adana
demiryolu, Niğde’nin güneyinde Kardeş Gediğinde ikiye ayrılır.
Bir kol Adana’ya bir kol Kayseri’ye gider. Ulukışla-Bor-Niğde
Kayseri’ye giden demiryolu üzerindedir. Ankara’yı Adana’ya
bağlayan E-5 karayolu Ulukışla’dan geçer. Burada ikiye ayrılıp,
biri İçel’e diğeri Niğde’ye gider.
Zikir anmak, Allah'ı
hatırlamak, her sözünde ve her işinde O’nun emirlerine
uymak, yasakladıklarından sakınmak. (Bkz. Tasavvuf) Anma,
anımsama, ezberleme, hatırlama. Söylenmesi tavsiye edilen
hamdi, sena ve dua için kullanılan sözler. Bazı alimler
zikri, insana sevap kazandıran her türlü hareket olarak
tarif etmişlerdir.
...Detaylı bilgi için linke
tıklayınız.
|
| Niğde Tarihi ve Turistik Yerleri |
Niğde ili târihî eserleri ve tabiî
güzellikleri bakımından zengin iller arasında yer alır. Selçuklu
devri Türk eserleri bakımından Konya, Kayseri ve Sivas’tan sonra
gelir. Bakımsızlık yüzünden birçoğu yıkılmıştır.
Alâaddin Câmii: Birinci Alâaddin Keykubâd zamânında Niğde
Sancakbeyi Zeyneddin Başara tarafından 1233’te yaptırılmıştır.
Selçuklu sanatının günümüze kadar en iyi korunmuş eserlerinden
olup, mihrap ve minberi çok güzel bir sanat âbidesidir.
Niğde’nin en eski câmisi olup Mîmar Sıddık bin Mahmûd ve kardeşi
Gâzi yapmıştır. Sarı ve kül renkli kesme taştan yapılan câminin
doğu kapısı son derece güzel geometrik motiflerle süslüdür. Câmi
süslemeleri bakımından Selçuklu devrinin en kıymetli
eserlerinden biridir. Damalı minâresi câmiye ayrı bir güzellik
katmaktadır.
Sungur Bey Câmii ve Türbesi: Moğol asıllı Sungur Bey tarafından
1335’te yaptırılmıştır. On sekizinci asırda geçirdiği yangından
sonra yeniden yapılmıştır. Mîmârî özelliği ve taş işçiliği
şahâne olan câminin süslemeleri çok zengindir. İlk yapıldığında
iki minâreliydi. Câminin yanında Sungur Beye âit sekiz köşeli
bir türbe vardır.
Paşa Câmii: On beşinci asra âit Osmanlı eseridir. Ali Paşa
tarafından yaptırılan câmiyi oğlu Murâd Paşa genişletmiştir.
1909’da tâmir gören câminin yanında türbe ve çeşme vardır.
Şah Mescidi: Sungur Bey Câmii yakınında olup 1413’te
yaptırılmıştır. Kare plânlı bir câmidir.
Hanım Câmii: Alâaddin Tepesinin doğusunda olup 1452’de
yapılmıştır. Arife Hanım tarafından tâmir ettirildiği için Hanım
Câmii olarak bilinir. Karamanoğulları devri eseridir.
Dış Câmii: On altıncı asır Osmanlı eseridir. Tek kubbelidir.
İnce işçilikli ve sedef kakmalı minber Sungur Bey Câmiinden
getirilmiştir.
Ulu Câmi: Bor ilçesindedir. Karamanoğlu Alâaddin Bey tarafından
1410’da yaptırılmıştır. Câmi dikdörtgen biçimindedir.
Ak Medrese: Karamanoğlu AlâaddinAli Bey tarafından 1409’da
yaptırılmıştır. Adını kapısındaki beyaz mermerden alır. Selçuklu
mîmârî tarzının çok güzel bir örneğidir. Ali Bey Medresesi de
denir. 1936’da restore edildikten sonra arkeoloji müzesi olarak
kullanılmaktadır. Geometrik motiflerle süslü giriş kapısı çok
güzeldir.
Hüdâvend Hâtun Kümbeti: Moğol İlhanlı vâlisi Sungur Bey
zamânında, Dördüncü Kılıç Arslan’ın kızı Hüdâvend Hâtun
tarafından 1312 senesinde yaptırılmıştır. Sekizgen plânlı yapı
içten kubbe, dıştan piramit çatı ile örtülüdür. Doğusunda
bulunan taçkapı yıldız geçmeler ve çeşitli motiflerle
süslenmiştir.
Gündoğdu Türbesi: Hüdâvend Hâtun Kümbetinin yanındadır. 1344’te
ölen Hakkı Besvap için yaptırılmıştır. Kare plânlı yapı içten
kubbe, dıştan piramit çatı ile örtülüdür. Türbenin kapısı
geometrik, bitki ve örgü motiflerinden meydana gelen kuşaklarla
çevrilidir.
Sungurbey Kütüphânesi: Emîr-ül-ümerâ Seyfeddîn Sungur Ağa
tarafından 1335 senesinde yaptırılmıştır. Günümüzde İl Halk
Kütüphânesi olarak kullanılmaktadır.
Eski Eserler:
Niğde Kalesi: Selçuklu Sultânı Birinci Alâaddin Keykubat
yaptırmıştır. Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde onarım gördüğü
kitâbe ve motiflerden anlaşılmaktadır. En son Fâtih devrinde
İshak Paşanın emriyle tâmir ettirilmiştir. Safevî ve Akkoyunlu
tehlikesi sona erince kale tâmir ettirilmemiştir. Bugün kale ve
onu çevreleyen üç sıra hâlindeki surlardan pek azı kalmıştır.
Niğde Müzesi: 1976’da yapılmıştır. Antik Çağa âit eserlerle,
Selçuk ve Osmanlı devrine âit 12 bin eser sergilenir. Akmedrese
de müze olarak kullanılmaktadır.
Tyna Harâbeleri: Bor ilçesinin Kemerhisar bucağı yakınındaki
şehir kalıntıları, Hititlere âit ve M.Ö. 2000 yılında önemli bir
merkez olan Tuvana şehrine aittir.
Güllüdağ Harâbeleri: Niğde’nin 40 km kuzeyinde Bozköy ve Kömürcü
köyleri arasında Güllüdağ’da bir Hitit şehridir. Şehir
kalıntıları 3 km2dir ve surlarla çevrilidir. M.Ö. 8. asırda
yangın neticesi yıkılmış ve bir daha yapılmamıştır. Savaş ve
tapınak kalıntıları vardır.
Kaya Kilise ve Manastırlar: Roma ve Bizans devrinde Ihlara
Vâdisinde kayalara oyulmuş kilise ve manastırlar olup, bâzısı
bir saatte gezilecek kadar büyüktür.
Su Kemerleri: Kemerhisar-Bahçeli kasabaları arasında Roma
devrinden kalma su kemerleridir.
Roma Havuzu: Bahçeli kasabasındadır. Etrâfı mermerle çevrili
Roma devrine âit bir havuzdur.
Gümüşler Manastırı: Niğde’ye 8 km mesâfede Gümüşler
kasabasındadır. Roma devrinde yapılmıştır.
Demirkazık Tepesi: Çok güzel manzaraları olan bu dağ yaz ve kış
ayrı güzelliklere sâhiptir. Kayakevinin bulunduğu bu dağ, kış
sporlarına müsâittir. Dağcılık tesisleri ve alabalık üretme
çiftliği vardır.
Hasan Dağı: Çok güzel manzaralı bir dağdır. Konik biçimde krater
gölü vardır. Kış sporlarına müsâittir.
Köşk: Bor ilçesinin Bahçeli köyü yakınında yeşillik ve sulak bir
mesire yeridir.
Keten Çimeni: Suyu bol, manzarası güzel ve yeşil bir yayladır.
Kaplıca ve İçmeler:
İl toprakları şifâlı su kaynakları bakımından zengin bir bölgede
yer alır. Başlıca kaplıcaları şunlardır.
Kocapınar Suyu ve Çamuru: İl merkezine 2 km uzaklıkta Niğde-Bor
yolu üzerindedir. Suyu mîde, barsak ve romatizmal
rahatsızlıklara iyi gelmektedir. Tesisi yoktur.
Kemerhisar İçmesi: Bor ilçesine 10 km mesâfede Kemerhisar köyü
yakınındadır. Suyu içme olarak mîde, barsak, karaciğer ve böbrek
hastalıklarında faydalıdır.
Çiftehan Kaplıcaları: Ulukışla ilçesine 35 km uzaklıkta Çiftehan
köyünde olup, Ankara-Adana kara ve demiryolu üzerindedir.
Konaklama tesisleri mevcuttur. Kaplıcanın suyu içme olarak,
böbrek ve metabolizma bozukluğundan ileri gelen şişmanlık ve gut
hastalığına, banyo ile romatizma, nefrit, nevralji, kadın ve
cilt hastalıklarına, eklem kireçlenmesine, bâzı bel fıtıkları
ile siyatik ağrılarına, kalça ve eklem kireçlenmelerine iyi
gelmektedir.
Zikir anmak, Allah'ı
hatırlamak, her sözünde ve her işinde O’nun emirlerine
uymak, yasakladıklarından sakınmak. (Bkz. Tasavvuf) Anma,
anımsama, ezberleme, hatırlama. Söylenmesi tavsiye edilen
hamd, sena ve dua için kullanılan sözler. Bazı alimler
zikri, insana sevap kazandıran her türlü hareket olarak
tarif etmişlerdir.
...Detaylı bilgi için linke
tıklayınız.
|
|
 |
|
|
|
|
|
|